Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası eylül ayında politika faiz oranını yüzde 17.75’ten yüzde 24’e çıkardı. Bu TCMB’nin faizi bu yılki ilk arttırışı değil. Art arda arttırılan faiz elbetteki bir araç. En büyük amacı da elbette ki döviz kurunu aşağı çekmektir. Faizin arttırılması elbetteki döviz kurunun düşmesini sağlar veya yükselmesini durdurur. Ancak bunun tabiki de yan etkileri de var.

Faiz Arttırımının Yan Etkileri

Faiz, etki bakımından yatırıma sürekli yön verir. Faiz arttığında yatırım azalır. Peki neden? Çünkü faiz oranı arttığında, girişimci yatırım yapmak yerine parasını bankaya yatırıp faiz kazancı elde eder. Böylece risk almak yerine garanti kâr elde eder. Bir diğer nedeni de faiz oranı arttığından kredinin maliyeti yükseleceği için girişimci bankaya borçlanmak istemez ve yatırımdan vazgeçer. Faiz düşük olduğunda ise yatırımlar artar. Kredi maliyeti düşer ve faiz anaparaya yeteri kadar kâr getirmez. Ülkemizde bulunduğumuz dönem itibariyle faiz oranı yüksek olduğundan yatırımlar olumsuz etkilenmektedir. Faiz oranları, döviz kuru normal seviyelere gelmeyene kadar düşürülmeyecektir. Döviz kuru da kısa vadede düşürülemeyeceğine göre yatırımların yükseltilmesi gerekmekte. Bunu yükseltecek olan da devlettir.

Devlet, faiz oranlarının yüksek olduğu dönemlerde girişimciye yatırım yapması için teşvik primi verir ve bu primi sektörel baz da dağıtmaya çalışır. Ancak bu politika geçicidir. Büyümenin gerçekleşmesi için uzun vadeli yatırımlar gerekir ve bunun içinde faiz oranlarının düşük olması gerekir. Elbetteki Keynes’in dediği gibi ‘yatırımlar sadece faize bağlı değildir’. Kâr beklentisi de oldukça önemlidir. Ancak döviz kurunun yüksek olması ve bunun üretimde kullanılan girdi maliyetlerini arttırması girişimcinin kâr beklentisini düşürmektedir. Peki, yüksek faizi ülkemizde en fazla hangi sektörü etkiler? Bu soruya cevap verilmesi zor olamaz. Türkiye’de en fazla banka kredisiyle iş yapılan sektör inşaat sektörüdür ve yüksek faizden de en fazla etkilenecek sektör de bu durumda inşaat sektörü olur.

Faiz Arttırımının İnşaat Sektörüne Etkisi

İnşaat sektöründeki bir firma, banka kredisi çekerek işe başlar ve iş tamamlandıktan sonra yapıyı satıp krediyi öder ve kârını kasasına koyar. Faiz oranının arttırılmasıyla bankadan kredi çekmekte tereddüt yaşayan firmaların önünde iki seçenek kalır. Bunlardan birincisi inşaat işini bırakıp başka sektöre yönelir. İkincisi ise bankadan yüksek faizli krediyi çeker ancak kârını önceki seviyede tutmak ya da arttırmak için yapının fiyatını yükseltir. Fiyatı yükseldiği için talep azalır ve bir müddet sonunda piyasada arz fazlası oluşur.

Efektif talep yetersizliğinden dolayı inşaat firmaları kredi borçlarını ödeyemez ve bu sektörel baz da krize yol açar. Verdiği krediyi alamayan bankalar likiditeye sıkışır ve piyasada paraya olan talep artar. TCMB genişleyici para politikası ya da hükümet genişleyici maliye politikası uygulayarak bu sektörel krizin neden olduğu ekonomik kriz ortadan kaldırılabilir.